aof Emlâk Vergisi,Motorlu Taşıtlar Vergisi ders notları ders öze

açıkögretim 1.sınıf ders notları ders özetleri açıkögretim 1.sınıf kamu yönetimi ders notları ders özetleri indir yükle cıkmış ara sınav soruları cvpları cıkmış vize soruları cevapları indir aofforum alıntıları açıkögretim cıkmış final soruları

Emlâk Vergisi

Emlâk Vergisi, Bina ve Arazi Vergisinden oluşmaktadır. Emlâk Vergisinin konusu Türkiye sınırları içinde bulunan binalar, araziler ve arsalardır. Verginin mükellefi bina, arazi ve arsaların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa emlâka malik gibi tasarruf edenlerdir. Gerek bina vergisinde gerekse arazi vergisinde ekonomik ve sosyal nedenlerle daimi ve geçici muafiyetlere yer verilmiştir. Her iki vergide de birer istisna yer almıştır. Bu istisnalar köylerdeki meskenlere ve arsalar hariç, arazilere tanınmıştır. Bina ve arazi vergisinde matrah, vergi değeridir. Vergi değeri emlâkın rayiç bedelidir. Rayiç bedel ise bina ve arazinin bildirim tarihindeki normal alım satım bedelidir. Vergi matrahı rayiç bedelden istisna ve muafiyetler düşüldükten sonra bulunan değerdir. Eğer istisna ve muafiyet yok ise matrah vergi değeridir. Bina vergisinde oran meskenlerde binde 1, işyerlerinde binde 2, arazilerde binde 1, araslarda binde 3'tür. Büyükşehir belediyelerinde oranlar %100 arttırımlı olarak uygulanır. Emlâk vergisi takdir olunan vergi değeri, esas alınarak tarh edilen bir vergidir. Emlâk Vergisi birincisi Mart, Nisan ve Mayıs aylarında, ikincisi de Kasım ayında olmak üzere iki taksit halinde ödenir.



Motorlu Taşıtlar Vergisi

Motorlu Taşıtlar Vergisi, motorlu kara, deniz ve hava taşıtlarından alınan bir vergidir. Verginin konusu trafik, liman, belediye ve Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne kayıt ve tescil edilmiş bulunan motorlu taşıtlardır. Verginin mükellefi bu taşıtları adlarına kayıt ve tescil ettiren gerçek ve tüzel kişilerdir. Kamu kuruluşlarına ait taşıtlar, karşılıklı olmak şartıyla bazı diplomatik araçlar ile malullerin bizzat kullandıkları özel tertibatlı taşıtlar bu vergiden istisna edilmiştir. Vergi dört ayrı tarife üzerinden taşıtın yaşı, ağırlığı, motorun beygir gücü veya taşıtın kalkış ağırlığı esas alınarak tesbit edilir. Vergi tarifelerde yer alan taşıtlar için Ocak ve Temmuz aylarında ilgili vergi dairesine iki taksit halinde ödenecektir. Motorlu Taşıtlar Vergisinde mükellefiyet kayıt ve tescil ile başlar; kayıt ve tescilin silinmesiyle sona erer.



Veraset ve İntikal Vergisi

Bir servet vergisi türü olan Veraset ve İntikal Vergisinin konusu, veraset yoluyla veya herhangi bir şekilde olursa olsun, karşılıksız olarak bir kişinin mal varlığından diğer bir kişinin mal varlığına intikal eden gayrimenkul veya menkul mallardır. Veraset ve İntikal Vergisine tâbi olmak için veraset veya bağış yoluyla intikal eden malların ister Türkiye sınırları içinde, ister dışında olsun Türk tâbiiyetinde olan kişilere ait olması veya Türk tâbiiyetinde olmayan kişilere ait olmakla beraber malların Türkiye'de bulunması yeterlidir. Veraset ve İntikal Vergisinin mükellefi, veraset yoluyla veya karşılıksız olarak mal iktisap eden kişidir. Kanunda çeşitli düşüncelerle bir kısım kişi ve kuruluşlar Veraset ve İntikal Vergisinden muaf tutulmuştur, bazı intikaller de vergiden istisna edilmişlerdir. Çeşitli ölçülere göre belirlenen Veraset ve İntikal Vergisi matrahı mükellef tarafından verilen beyanname üzerinde tarh olunur. İdare beyan edilen değerler üzerinden, vergiyi beyannamenin verildiği tarihten başlıyarak en geç onbeş gün içinde tarh eder. Veraset ve İntikal Vergisi tarifesi, intikalin veraset yoluyla veya ivazsız olarak yapılmasına bağlı olarak farklı oranlarda ve artan oranlı olarak düzenlenmiştir. Veraset ve İntikal Vergisi tahakkukundan itibaren 3 yılda her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere iki eşit taksitte tahsil olunur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

aof Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar ders n

açıkögretim 1.sınıf ders notları ders özetleri açıkögretim 1.sınıf kamu yönetimi ders notları ders özetleri indir yükle cıkmış ara sınav soruları cvpları cıkmış vize soruları cevapları indir aofforum alıntıları açıkögretim cıkmış final soruları

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbiti

Kurum kazancı gerçek usulde tesbit edilir. Genellikle kurumlar bilanço esasına tabidirler. Ancak Maliye Bakanlığınca izin verilen kuruluşlar işletme hesabı esasına göre defter tutabilirler. Kurumlar vergisi, kurumların safi kazançları üzerinden hesaplanır. Gayri safi kurum kazancından indirilecek giderler düşüldükten sonra kurum kazancına ulaşılır. Kurum kazancından istisna ve muafiyetler düşüldükten sonra kalan kısım safi kurum kazancıdır. Yani kurumlar vergisi matrahıdır. Kurum kazancının tesbitinde, indirilecek giderler Gelir Vergisi Kanununun 40'ıncı maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanununun 14'üncü maddesinde yazılı olan giderlerden oluşur. İndirilemiyecek giderler ise yine Gelir Vergisi Kanununun 41'inci maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanununun 15'inci maddesinde yer almaktadır.


Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar

Kurumlar vergisinde matrah, ilke olarak gerçek usule göre tesbit edildiği halde, yabancı ulaştırma kurumlarında, bunların özellikleri nedeniyle, matrahın götürü usule göre tesbit edilmesi kabul edilmiştir. Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı bunların Türkiye'de elde ettikleri hasılata uygulanacak emsal nisbetlerine göre hesaplanır. Tüzel kişiler belli amaçları gerçekleştirmek için kurulurlar. Bu amaca ulaşma imkânsız hale gelirse veya ortaklar mevcut şartlar altında bu amaca ulaşamayacaklarına karar verirlerse, infisah eder veya feshedilirse, kurum ortadan kalkar. Fakat bu şekilde sona erme ani olmaz. Çünkü mevcutların, alacakların paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi ve kalanın ortaklara paylaştırılması gibi işlemlerin yapılması gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne "tasfiye" denir. K.V.K.'nunda tasfiyeye girmiş kurumların vergilendirilmesi özel hükümlere tabi tutulmuştur. Bu kurumun diğer bir kuruma katılmasına veya birden fazla kurumun birleşerek yeni bir kurum meydana getirmelerine "birleşme" denir. Doğan kurum yeni bir tüzel kişilik kazanır. İnfisah eden kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanır. "Devir", birleşmenin özel bir şeklidir. Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşirse devir durumu meydana gelmiş demektir. K.V.K. bazı şartlar altında şirketlerin şekil değiştirmelerini "devir" hükmünde saymıştır. Tasfiye ve birleşme durumunda, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh edilen vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesi verme süresi içinde Vergi Dairesine yatırılır.



Kurumlar Vergisinde Kazancın Bildirimi

Kurumlar Vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Kurumlar Vergisinde vergilendirme dönemi, hesap dönemidir. Normal durumlarda hesap dönemi takvim yılıdır. Ancak faaliyet ve işletmelerin niteliği bu döneme uymayan mükellfelerin başvurusu üzerine Maliye Bakanlığı kendilerine yine onikişer aylık özel hesap dönemleri belli edebilir. Kurumlar Vergisi Beyannamesi, kurumların bir hesap dönemi içinde safi kazançlarının bildirilmesinde kullanılır. Özel Beyanname, dar mükellefiyete tabi kurumların belli kazanç ve iratlarının vergi dairesine bildirilmesinde kullanılır. Muhtasar Beyanname, Kurumlar Vergisi veya Gelir vergisi kesintilerinin vergi dairesine bildirilmesinde kullanılır. Kurumlar Vergisi Beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ay yani Nisan ayı içinde verilir. Özel Beyanname, Kanunda belirtilen kazançların iktisabı tarihinden itibaren 15 gün içinde verilir. Muhtasar Beyanname, ödeme veya tahakkukun yapıldığı ayı izleyen ayın 20'nci günü akşamına kadar bağlı bulunulan vergi dairesine verilir. Kurumlar vergisinin oranı1.1.1999 tarihinden itibaren %30 dur. Kurumlar Vergisi, 2004 yılından itibaren tek taksitte ödenir. Özel Beyanname ve Muhtasar beyanname verilmesi durumlarında vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir. Yabancı ülkelerde ödenen vergilerin ve Kurumlar Vergisi veya Gelir Vergisi Kanunlarına göre kesilmiş olan vergilerin hesaplanan Kurumlar Vergisinden indirilmesi kabul edilmiştir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

aof Verginin Tarhı, Tahakkuku ve Ödenmesi ders notları ders özet

açıkögretim 1.sınıf ders notları ders özetleri açıkögretim 1.sınıf kamu yönetimi ders notları ders özetleri indir yükle cıkmış ara sınav soruları cvpları cıkmış vize soruları cevapları indir aofforum alıntıları açıkögretim cıkmış final soruları
aof Verginin Tarhı, Tahakkuku ve Ödenmesi ders notları ders özetleri


Verginin Tarhı, Tahakkuku ve Ödenmesi

Verginin tarhı, vergi alacağının, kanunlarında gösterilen matrah ve nisbetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tesbit eden idari bir işlem olarak tanımlanmaktadır. G.V.K.'nda ikmalen, re'sen idarece vergi tarhı açıklanmaktadır. Tarh yeri ilke olarak mükellefin bulunduğu yer vergi dairesidir. Bazı özel durumlarda tarh yeri değişebilir. Tarhiyatın muhatabı verginin mükellefi olan gerçek kişilerdir. Bazı hallerde kanuni temsilciler tarhiyata muhatab olurlar. Gelir Vergisinde vergilendirme dönemi takvim yılıdır. Ancak gelir elde edildiği yıl vergilendirilmez. Gelir türlerine göre beyanname izleyen yılın Şubat veya Mart ayı içinde verilir. Tarhiyatın ne zaman yapılacağı kanunlarda belirlenmiştir. Gelir Vergisi Kanununda, kaynakta kesilen vergilerin, vergi alacağının, geçici verginin yabancı ülkelerde ödenen şahsi vergilerin hesaplanan gelir vergisinden mahsup edileceği (indirileceği) açıklanmıştır. Gelir Vergisi, beyannamenin verildiği aydan başlamak üzere iki eşit taksit halinde ödenir.

Vergi Güvenlik Önlemleri


Çağımızda vergilemeye esas teşkil edecek matrahların mükellef tarafından tespit edilerek beyanı yöntemi giderek yayılmıştır. Türk Gelir Vergisi de beyan esasına dayanmaktadır. Vergiye tabi gelir bizzat mükellef tarafından tespit ve beyan edilir. Her mükellefin beyanının doğruluğunun kontrolu için tüm mükelleflerin kayıtlarının incelenmesi en ideal yöntem olmasına rağmen bu imkânsızdır. Bu nedenle gelir vergisi kanununda mükelleflerin beyan edecekleri gelirlerin belirli sınırın altına düşmesini önlemek amacıyla çeşitli vergi güvenlik önlemleriyle ilgili hükümlere yer verilmiştir. Gelir vergisi içersinde daha önce asgari zirai kazanç, asgari zirai vergi gibi güvenlik önlemleri varken bu önlemler 1999 yılından itibaren uygulamadan kaldırılmıştır.



Kurumlar Vergisinin Konusu, Mükellefleri, İstisna ve Muafiyetler


Kurumlar vergisinin konusu, özel niteliği olan bazı kurumların elde etmiş oldukları kurum kazançlarıdır. Kurum kazancı Gelir Vergisi Kanununda yer alan yedi kazanç ve irat türünden oluşur ve kurum kazancı başlığı altında toplanır. Kurum kazancının vergilendirilmesinde G.V.K.'da ticari kazancın vergilendirilmesine ilişkin hükümler uygulanır. Kurumlar vergisinin mükellefleri K.V.K.'nun birinci maddesinde sayılan sermaye şirketleri (anonim, sermayesi paylara bölünmüş komandit; limited şirketler, menkul kıymetler yatırım fonları), kooperatifler (üretim, tüketim, kredi, yapı ve şahıs kooperatifleri gibi), iş ortaklıkları, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerdir. Aynı zamanda bu mahiyetteki yabancı kurumlar da, vergilemede eşitlik ilkesinin zedelenmemesi için kurumlar vergisinin kapsamına alınmışlardır. Kurumlar Vergisinde, gelir vergisinde olduğu gibi, iki tür mükellefiyet vardır: Tam mükellefiyet ve dar mükellefiyet. Tam mükellef kurumlar kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunan kurumlardır. Bunlar, Türkiye'de ve yurt dışında elde ettikleri tüm kazanç ve iratları üzerinden vergilendirilir. Dar mükellef kurumlar ise kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardır. Bunlar yalnızca Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler. Kurumlar vergisinde çeşitli istisna ve muafiyetlere yer verilmiştir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

Gelirin Beyanı III (Beyannamelere İlişkin Örnekler) ders notları

açıkögretim 1.sınıf ders notları ders özetleri açıkögretim 1.sınıf kamu yönetimi ders notları ders özetleri indir yükle cıkmış ara sınav soruları cvpları cıkmış vize soruları cevapları indir aofforum alıntıları açıkögretim cıkmış final soruları


Gelirin Beyanı II
(Muhtasar ve Münferit Beyanname)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.


Gelirin Beyanı III (Beyannamelere İlişkin Örnekler)


Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

aof 3.sınıf türk vergi sistemi Diğer Kazanç ve İratlar ve Yıll

açıkögretim 1.sınıf ders notları ders özetleri açıkögretim 1.sınıf kamu yönetimi ders notları ders özetleri indir yükle cıkmış ara sınav soruları cvpları cıkmış vize soruları cevapları indir aofforum alıntıları açıkögretim cıkmış final soruları

aof 3.sınıf  türk vergi sistemi Diğer Kazanç ve İratlar ve  Yıllık Beyanname Gelirin Beyanı ders notları

Diğer Kazanç ve İratlar

Diğer Kazanç ve İratlar Değer artış Kazancı ve Arazı kazançlar başlığı altında vergilendirilir. Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü sonucu faaliyetin kanuni mirasçılar tarafından sürdürülmesi, Kazancı bilanço esasına göre tesbit edilen ferdi bir işletmenin sermaye şirketine devri, kolektif veya adi komandit şirketin nevi değiştirmeleri her iki sistemde de vergi dışı kalacak, veraset yoluyla veya ivazsız olarak meydana gelen intikaller ve kanundaki şartlara uymak koşuluyla menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerinin elden çıkarılması diğer vergilendirilmeyecek kazançlarla birlikte vergilendirilmeyecek diğer kazanç ve iratlar arasında yer alacaktır. Genelde diğer kazanç ve iratlarda safi kazanç elden çıkarma karşılığında alınan değerlerle maliyet bedeli arasındaki farktır. Elden çıkarma mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketine sermaye olarak konulması, mal ve haklar üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesi anlamına gelmektedir.


Gelirin Beyanı I
(Yıllık Beyanname)

Gelir Vergisi mükellefleri bir takvim yılında G.V.K.'nun 2. maddesinde sayılan kaynaklardan elde ettikleri kazanç ve iratları yıllık beyannamede toplamak zorundadırlar. Tacirler, çiftçiler ve serbest meslek erbabı, faaliyetlerinden kazanç elde etmeseler de yıllık beyanname vermekle yükümlüdürler. Ancak, ticari, zirai ve mesleki faaliyetler dışındaki kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlar için kanunda belirtilen belirli şartlarla

gelirin toplanması ve yıllık beyanname verilmesi zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Bir kısım kaynaklardan elde edilen zararlar diğer kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlardan mahsup edilebilir. Bir yıla ait zarar ancak takibenden beş yıl içerisinde kârlardan mahsup edilebilir. Mükellefler yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirlerinden şahsi sigorta primlerini, Gelir Vergisi Kanununun 31. maddesindeki indirimleri ve belirli oranda G.V.K.'nda belirtilen kurumlara yapılan bağış ve yardımları düşebilirler. Gelir vergisi ve şahsi vergiler ile vergi ve para cezaları gelirden düşülmez. Mükellefin ödeyeceği verginin hesaplanması ile ilgili açıklamalar Ünite 14'te yapılacaktır. Basit usulde vergilendirilen mükellefler takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesini takibeden yılın Şubat ayı içerisinde yetkili vergi dairesine verirler. Gelirleri gerçek usulde tespit edilen ticaret, serbest meslek erbabı ve çiftçiler gelirlerini takibeden yılın Mart ayı içinde yetkili vergi dairesine verirler.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz
« Önceki Yazılar :|:
DayaN KalbiM DayaN
bu blog meteoman tarafından 24.03.2009 tarihinde açılmıştır Toplist
EkleBunu RSS Ekle Butonu